Soviet Diaries

Travel notes and anecdotes from behind the iron curtain

  • Not: Bu gezi 15-18 Şubat 2025 tarihleri arasında yapılmıştır.

    🇦🇿 Azerbaycan Hakkında Genel Bilgiler

    Azerbaycan toprakları tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Tarihinde önemli bir yere sahip olan Şirvsanşahlar, Azerbaycan’ın doğusunda başkenti Şamahı olan bir devlet kurmuş ve bu devlet 9-16. YY’lar arasında Azerbaycan topraklarına hükmetmiştir. Şirvanşahlar 12.YY’da Şamahı’da yaşanan deprem sonrası başkenti Bakü’ye taşımıştır. Bugün Bakü’de İçerişeher’de o döneme ait çok sayıda bina görülebilir. 16.YY’da Azerbaycan topraklarına hükmeden Safevi Hanedanlığı Şii İslam’ı resmi dil olarak benimsemiş ve bu dönemde Osmanlı-Safevi Hanedanlığı arasında çok sayıda çatışma yaşanmıştır. 19.YY’a gelindiğinde Azerbaycan toprakları Rus İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş ve bu dönemde Azerbaycan’da petrol sanayisi gelişmeye başlamıştır. 1918’de Rus İmparatorluğu’nda yaşanan Bolşevik Devirimi sonrası Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kurulmuş ancak 1920 yılında Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmiştir. SSCB döneminde Azerbaycan Türkleri “Tatar” olarak kabul edilirmiş, birlik içerisindeki tek müslüman toplum olarak Tatarlar bilindiği için. 1991 yılına kadar Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak devam etmiş, birlik dağılınca da Azerbaycan Cumhuriyeti kurulmuştur.

    SSCB döneminde Dağlık Karabağ ve çevresinde karma nüfus yapısı oluşturulmuştur ve bölgeye Dağlık Karabağ Özerk Oblastı denmiştir. Ermeniler ile Azerbaycan Türkleri burada birlikte yaşamıştır ancak nüfus çoğunluğu Ermenilere aittir. SSCB’nin yıkılmasına yakın dönemde pek çok SSCB toplumunda bağımsızlık için hareketlenmeler ve yapılanmalar oluşmuştur. 1988 yılında bu bölgede de hem Ermeniler hem de Azerbaycan Türkleri içerisinde benzer hareketlenmeler yaşanmıştır. 1988 yılında Ermeniler Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanmasını talep etmiş ve bölgede gerginlikler yaşanmaya başlamış, pek çok aile zulüm görmüş ve göçe zorlanmıştır.

    1991 yılında birlik dağılınca ve Ermenistan ile Azerbaycan iki bağımsız devlet olarak kurulmuştur. 92-94 yılları arasında Karabağ bölgesinde yoğun bir savaş başlamış ve bölge Ermenilerin kontrolü altına girmiştir. 2020 yılında Azerbaycan’ın başlattığı 2. Karabağ Savaşı ile birlikte Azerbaycan bölgenin büyük bir kısmını geri almıştır. Ancak günümüzde halen gerginlik sürüyor. Bugün her iki toplumun da iki ülkede izlerini görmek mümkün. Örneğin bugün Bakü’nün merkezinde Çeşmeler Meydanı’nın hemen yanıbaşında bir Ermeni kilisesi vardır. Bakü Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi bugün kapalıdır ve ziyaret etmek mümkün değildir. Ancak konuştuğumuz kişiler Bakü’de ya da başke şehilerde Ermeni mahalleleri olduğunu ve güven içinde yaşamaya devam ettiklerini söylüyorlar.


    🏛️ Anıt ve Binalar

    Bülbül Caddesi üzerinde bulunan Haydar Aliyev Sarayı 1979-1980 yılları arasında yapılmıştır. Yapıldığı zamanki adı Lenin Sarayı’dır. 2004’te yılında dönemin başkanı İlham Aliyev tarafından ismi değiştirilmiştir. Lenin Sarayı binası yapıldığı dönemde Bakü’nün en büyük etkinlik merkezi olmuştur. 1970’ler SSCB’sinde kitle kültürünün ve parti organizasyonlarının merkezi mekânları olarak büyük konser/kongre sarayları inşa ediliyordu. Diğer Sovyet şehirlerinde de buna benzer çok sayıda binaya rastlanır. Azerbaycanlı mimar Sadıx Dadashov’un öğrencileri olan yerel bir mimar ekip tarafından yapılan binada tarz olarak geç Sovyet modernizmi görülür. Zaten Brejnev döneminde, Stalin döneminden farklı olarak daha çok fonksiyonel ve modernist tarz ön plana çıkmıştır. Bugün binanın önünde Haydar Aliyev’e ait bir heykel bulunuyor. Beklendiği üzere 1970’lerde burada bir Lenin heykeli vardı. SSCB dağıldıktan sonra bu heykel kaldırıldı. Önce heykelin kaldırılması ardından 2004’te de binanın adının değiştirilmesi ile tam bir Azerbaycan de-sovyetizasyon örneği olduğunu söyleyebiliriz.

    Haydar Aliyev Sarayı

    Bakü Metrosu, SSCB zamanında geliştirilmeye başlamıştır. Günümüzde aktif olan 3 metro hattından 2’si SSCB zamanında yapılmıştır. SSCB zamanında yapılan hattaki istasyonlar tipik Sovyet metro istasyonu mimari özelliklerini barındırmaktadır. İstasyonlar, oldukça derine yapılmıştır ve peronlara ulaşmak için uzun ve dik yürüyen merdivenler kullanılır. Nizami İstasyonu’ndan Azerbaycan’ın en önemli sanatçılarından Nizami Gencevi’nin en önemli eseri olarak kabul edilen Hamse’den bazı kesitleri anlatan mozaikler ve Nizami’nin bizzat kendisini resmeden bir mozaik bulunmaktadır.

    Bakü Metrosu – Nizami İstasyonu

    SSCB döneminde mozaikler, sıradan bir süsleme değil ideolojik, sanatsal ve toplumsal bir araç olarak büyük önem taşırdı. Fabrika duvarlarında, meydanlarda, metro istasyonlarında, okullarda işçi, köylü, bilim insanı, asker figürleriyle süslü mozaikler yapılırdı. Genellikle komünizmin inşası, halkların kardeşliği, Lenin ve parti önderleri, bilim ve teknolojide ilerleme, uzay çağı gibi temalar seçilirdi. Böylece her vatandaş gündelik hayatında sanatla temas ederdi. Tabii aynı zamanda önemli de bir propaganda aracıydı. SSCB yurttaşına “biz büyük bir uygarlık kuruyoruz” duygusunu aşılamanın görsel bir yoluydu. Bakı Slavyen Universiteti’nde de Azerbaycan edebiyatındaki önemli şahsiyetler Sovyet dönemine özgü kahramansı üslupla, yani dinamik çizgiler, dalgalanan kumaşlar ve parlak kırmızı-mavi kontrastla resmedilmiştir. Ancak bu mozaikle ilgili şöyle bir detay var: Bugün gördüğümüz mozaik SSCB zamanında yapılan mozaik değil. Bugünkü mozaik buraya 2016 yılında koyulmuştur. Ancak buraya ilk mozaik 1972 yılında yerleştirilmiştir. 2016 yılında, tadilat çalışmaları sırasında mozaik tamamen kaldırılmış ve yerine taş paneller yerleştirilmiştir. Üniversite yönetimi, mozaikteki taşların düşmesine bağlı olarak oluşabilecek güvenlik risklerine dikkat çekmiş; bir öğrencinin bu nedenle zarar gördüğünü iddia etmiştir. Mozaiğin kaldırılmasının ardından toplumda yaşanan tepkilere rağmen, yeniden inşa ya da restorasyon yapılmamış, çünkü uzmanlar mozaiğin yeniden kurulumunun teknik olarak çok zor olduğu yönünde görüş bildirmiştir; bir kez döşenen mozaik malzemesine müdahale edildiğinde parçaların tamamen düşebileceği ifade edilmiştir. Tepkiler devam edince, ilerleyen süreçte aslına sadık kalınarak bugün gördüğümüz mozaik yerleştirilmiştir.

    Bakı Slavyen Üniversitesi Mozaikleri

    Hazar Denizi kenarında uzanan Neftçiler Prospekti üzerinde yer alan Hükümet Evi günümüzde Azerbaycan’ın bazı bakanlıklarının idari merkez olarak kullandığı binadır. Binanın yapımına 1936 yılında başlanmış, 2. Dünya Savaşı’ndan ötürü yapımı sekteye uğramış ve inşaat 1952 yılında tamamlanmıştır. Dönemin lideri Stalin’dir ve bina Stalin’in ölümünden sadece 1 sene önce tamamlandığından, Stalin dönemi son büyük yapılarından biri olarak kabul edilir. Binanın mimarları Lev Rudnev, Vladimir Munts ve K. Tkachenko’dur. Sosyalist klasisizm olarak da bilinen Stalinist mimari tarzda yapılmıştır. Bu tarz mimarinin amacı sadece işlevsel bir bina yapmak değil, devletin kudretini ve ideolojisini halka gösterecek “anıt gibi” yapılar üretmekti. Stalin döneminde Azerbaycan SSC ve Bakü, SSCB’nin petrol başkentiydi. Bu yüzden şehrin Sovyet kimliğini yansıtacak simgesel ve görkemli bir bina yapılmak istenmiştir. Devasa boyutlarıyla Bakü’nün en dikkat çeken yapılarından biridir. Sosyalist dönemi simgeleyen motifler, heykeller ve kabartmalar ile tam bir Stalinist binaydı. Ancak SSCB dağıldıktan sonra bu motif ve süslemelerden bazıları,binanın önündeki Lenin heykeli gibi, de-sovyetizasyon kapsamında kaldırılmıştır.

    Hükümet Konağı

    Hazar Denizi kıyısındaki sahil parkı olan Bakü Bulvarı üzerinde bulunan Mirvari Çayevi/Restoran Sovyet Bakü’nün en ikonik yapılarından biridir. Mirvari, Azerbaycan dilinde “inci” anlamına gelmektedir. Binanın yapımı 1962-63 yılları arasında tamamlanmıştır. Geç Sovyet modernizmi tarzının en iyi örneklerinden biridir. 1960’larda SSCB’de uzay yarışının da etkisiyle Mirvari’ye benzer fütüristik ve deneysel mimaride binalar yapılmıştır. Sovyet döneminde Bakü halkının popüler buluşma noktalarından biri olan Mirvari SSCB’nin dağılmasından sonra bir süre bakımsız kalmış olup ilerleyen dönemde 2000’lerde tekrar bakıma alınıp hizmete açılmıştır.

    Mirvari

    Nizami Gencevi, isminden de anlaşıldığı üzere Azerbaycan’ın Gence şehrinde dünyaya gelmiş, 12. YY İslam dünyasının en büyük klasik şairlerinden biridir. Hamse isimli külliyatı en önemli eserleridir. Bu eserler hem hem tasavvufi ve felsefik hem de aşk ve insani değerler barındırır. Nizami eserlerini Farsça kaleme alsa da Azerbaycan topraklarında doğduğu için Azerbaycan halkı için önemli bir yere sahiptir. Azerbaycan şiir geleneğini şekillendirmiş ve sonrasında gelen Fuzuli ve Hatai gibi şairlere de ilham kaynağı olmuştur. Önceden olduğu gibi bugün de halen Azerbaycan’da Gencevi özel bir yere sahiptir. SSCB yönetimi de farklı hakların kendi değerlerini, sanatçılarını sahiplendi ve onları sosyalist ideolojiye uygun şekilde yorumladı. 1939 yılında, Stalin döneminde Gencevi’nin doğumun 800. yılı SSCB çapında kutlandı. Bu Azerbaycan ve Azerbaycanlılar için önemli bir gelişmeydi. Bununla birlikte bugün de ayakta duran Nizami Parkı, Nizami Gencevi Anıtı ve Nizami Gencevi’nin adını taşıyan Azerbaycan Edebiyat Müzesi 1940’lı yılların ilk yarısında tamamlandı. Bölge, Nizami Meydanı olarak bilinmekle birlikte hem SSCB zamanında hem de günümüzde şehrin önemli bir noktası olmuştur. SSCB darphanesi tarafından 1991 yılında Gencevi’nin doğumunun 850. yılı şerefine hatıra para da bastırılmıştır.

    Nizami Gencevi

    SSCB zamanında kurulan mikrorayonlardan olan günümüzdeki 20 Yanvar semtine, Bakü’nün merkezinde bulunan 28 Mayıs(Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 28 Mayıs 1918’de kurulmuştur) gibi metro istasyonlarından yapılan 15-20 dakikalık bir yolculuk ile ulaşılabiliyor. Semtin ismi Azerbaycan’ın yakın geçmişinde yaşanan Qara Yanvar yani Kara Ocak olaylarından gelmektedir. 19-20 Ocak 1990 gecesi, Sovyet ordusu Bakü’ye girerek bağımsızlık talep eden göstericilere müdahale etmiş, Sovyet tankları ve askerleri şehirde sivillere ateş açmıştır. Resmi kayıtlara göre 147’den fazla kişi ölmüş, yüzlercesi de yaralanmıştır. Bu olay, Azerbaycan’da bağımsızlık sürecini hızlandıran bir dönüm noktasıdır. Bugün 20 Yanvar semtinde, birden fazla mikrorayon bulunmakla birlikte farklı zamanlarda yapılan binalarda halen yaşam vardır. Kruşçev zamanında yapılan 4-5 katlı Hruşçovkaları ve Brejnev döneminde yapılan 9 katlı Brejnevkaları 20 Yanvar’da görmek mümkün.

    20 Yanvar- Brezhnevka

    Günümüzde Azerbaycan Demiryolu Müzesi olarak hizmet veren bina 1926 yılında Sabunçu Tren İstasyonu(buradan kalkan trenler Sabunçu’ya gittiği için bu isimle anılmaktadır) olarak inşa edilmiş ve açılmıştır. Bina mimari yapısıyla İçerişeher’de bulunan Şirvanşahlar Sarayı’na benzemektedir. 1926 yılında bu istasyonun hizmete açılmasıyla birlikte sadece Azerbaycan değil SSCB de ilk elektrikli tren hattına kavuşmuştur. Öyle ki bu hattın açılışı Sovyetlerin yeni çağının başlangıcı olarak yansıtılmış olup “Lenin’in elektrifikasyon planı Bakü’de hayata geçti” vurgusu yapılmıştır. Azerbaycan, döneminin en büyük petrol rezervlerinden birine sahiptir. Özellikle Sabunçu bölgesindeki petrol yatakları SSCB için büyük önem arz etmektedir. Bu istasyonun yapılmasının amacı da bu petrol yataklarında çalışan işçilerin Bakü ile rafineri ve petrol yatakları arasındaki ulaşımlarını sağlamaktır. Bu hat, daha sonra Moskova metrosu ve diğer elektrikli demiryolu projeleri için örnek kabul edilmiştir. Bugün, müze olarak hizmet veren binada Azerbaycan’ın petrol üretimi, tren taşımacılığı hakkında çok sayıda değerli koleksiyon görülebilir ve bilgilenilebilir. Azerbaycan’da tren müzesi ve edebiyat müzesi ziyaretlerimizde şöyle bir tecrübemiz oldu. Her ikisine de giriş yaptıktan sonra bize müzeyi gezdirmesi için bir uzman eşlik etti ve onun rehberliğinde müzeyi gezdik, bunun için ekstra bir ücret talebi de olmadı.

    Tren Müzesi

    Bugün müzede Ammendorf marka bir vagon sergileniyor. Ammendorf, Almanya Demokratik Cumhuriyeti (Doğu Almanya)’nda bulunan VEBWaggonbauAmmendorf adlı vagon fabrikasının markasıdır. 1940’lardan 1990’a kadar yolcu vagonları, tramvaylar ve elektrikli tren setleri üreten Ammendorf 1950’den itibaren de SSCB’ye vagon ihracatı yapmıştır. Bakü’nün elektrikli banliyö tren hattında, 1960’lardan sonra Ammendorf üretimi elektrikli tren vagonları kullanılmıştır. Bugün müzede sergilenen restore edilmiş vagon içerisinde dönemin yolculuk atmosferini yaşatmak için koltuklar, tabelalar, bilet makinaları korunmuş durumda.

    Ammendorf Vagon

    Vagon içerisinde güzel de bir detay sunulmuştur. Rus ve Azerbaycan kültürlerinde çay sosyal bir bağlayıcıdır. SSCB’de trenlerde çay içmek neredeyse bir ritüeldi. Vagonlarda genellikle metal veya porselen çay kapları bulunurdu. Bazı vagonlarda, özellikle Ammendorf gibi Doğu Almanya üretimi vagonlarda, çay kapları dikkatlice sabitlenmişti, çünkü tren hareket halindeyken dökülmemesi gerekiyordu. Müzede sergilenen vagonda da böyle bir çay kabı sunulmuştur.

    Ammendorf Vagon ve Çay Kapları

    SSCB sonrası Azerbaycan tarihinin en önemli meselesi, kuşkusuz Ermenistan ile yaşanan Karabağ sorunudur. 2020 yılında Azerbaycan’ın zaferiyle sonlanan 2. Dağlık Karabağ Savaşı, bugün ülkede herkesin gündeminde ve şehirde de sürekli size bu zaferi hatırlatan pek çok bina, anıt, müze veya cadde/sokak ismi var. Bunlardan birisi de Bakü Bulvarı üzerinde bulunan Savaş Ganimetleri Açık Hava Müzesi’dir. Bu müzede 2020 yılında yapılan savaşta Azerbaycan kuvvetleri tarafından ele geçirilen Ermenistan savaş ganimetleri sergilenmektedir. Aslında SSCB sonrası kurulan Azerbaycan hükumeti de SSCB yönetiminin yaptığı/kullandığı propaganda yöntemlerinden bazılarını sıkça kullanıyor, bunu şehri gezerken çokça hissediyorsunuz. Bu müze de bu propaganda araçlarından biri. Müzeye ilgi çok fazla ve az önce de bahsettiğim gibi bu yaşanan savaş ülkenin gündeminden asla çıkmıyor. Şehri gezerken kimle konuştuysak konu bir şekilde Ermenistan ile yaşanan sorunlara geliyor.

    ‎⁨Hərbi Qənimətlər Parkı⁩

    Müzeyi gezerken şunu fark ediyoruz, ele geçirilen araçların hemen hemen hepsi SSCB yapımı araçlar.

    BAZ-5937 Platformu Üzerine Kurulmuş Osa Hava Savunma Sistemi
    ZSU-23 – Uçaksavar

    🎤 Karşılaşmalar ve Sohbetler

    • İlk akşam yemek yemek için seçtiğimiz Firuze Restoran’da bizimle garson olarak çalışan Muzaffer Bey ilgilendi. Kendisi 30 yaşından daha genç bir Azerbaycanlı. Türkiye’den geldiğimizi söylediğimizde o da pek çok insan gibi sıcakkanlı bir şekilde yaklaştı ve biraz muhabbet ettik. Kendisi oyuncu olmak istediğini söyleyince Azerbaycan’ın televizyon sektöründen konuştuk. Azerbaycan’ın özgün çok yapımı olmadığını, genellikle Türkiye’de tutan bir programın Azerbaycan’da da çekilmeye başlandığını söyledi. Diziler içinse genellikle Türk dizilerinin izlendiğini söyledi. Türkiye’deki gibi komedi yapılmadığını söyledi.
    • Bakü’nün eski yerleşim yeri olan ve Kız Kulesi, Şirvanşahlar Sarayı gibi önemli yapıları da barındıran dar sokaklı ve geleneksel taş evlerin bulunduğu İçerişeher’de gezinirken içeride tabloların bulunduğu bir dükkana girdik. İçerisi sessiz ve sakindi. Biz de sessizce gezinirken dükkan sahibi nereden geldiğimizi sordu ve muhabbet başladı. Dükkanın sahibi heykel-resim koleksiyoneri olan ve elindeki bazı parçaları da burada satışa sunan Nejat Bey’di. Kendisi ile Azerbaycan’ın bugünkü durumunu; Ermenistan, İsrail, Rusya ve Türkiye olan ilişkisini konuştuk. Çok konuşkan birisiydi, anlatmak istediği çok şey vardı. Ancak söylediği bazı şeyler ekstra dikkatimizi çekti. Ermenistan ile aralarında yaşanan sorunlara neden Rusya’nın hiç dahil olmadığını sorduğumda şöyle bir cevap verdi: “Azerbaycan, Ukrayna gibi yapmadı. Amerika ya da NATO ile bu sorunu çözmeye çalışmadı, kendisi çıkıp savaştı. Ama Rusya da bir noktaya kadar izin verdi bu savaşa. Zengezur Geçidi’ni de alacaktık, çok yaklaşmıştık(Zengezur Geçidi, Azerbaycan ana toprakları ile Nahçıvan arasında Ermenistan elinde bulunan bir sıradağ geçidi). Ancak, Rusların Hazar Denizi’ndeki gemilerinden birkaçı o sırada Bakü’ye doğru yaklaştı. Bir gece Azerbaycan’da bir bomba patladı, çok bir şey olmadı, sadece birkaç kişi yaralandı; ama bunlar birer işaretti. Ruslar artık durmamızı istedi.” dedi. Azerbaycan’daki pek çok kişi Osmanlı paşası olan Nuri Paşa’yı çok iyi biliyor. Bunu ilk olarak Nejat Bey’den öğrendik. 1918 yılında Bakü, Ermeni tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Kafkas İslam Ordusu kumandanlarından olan Nuri Paşa Azerbaycan milisleri ile birlikte Bakü ve çevresini kontrol altına aldı. Bu olay hem Azerbaycan toplumuna moral oldu hem de Türkler ile Azerbaycan Türkleri arasındaki dostluğun başlangıcına da önemli katkı sağladı. Azerbaycan gezimizi, Azerbaycan Hava Yolları’nın 8243 sefer sayılı Bakü-Grozni uçağının düşürülmesinin üzerinden birkaç ay sonra yapmıştık. Nejat Bey ile bu konuyu da konuştuk. Kendisinin farklı görüşleri oldu. Mevcut durumda Rusya Federasyonu Dış İşleri Bakanlığı görevini yürüten Lavrov’un Ermeni köklerinin olduğunu(babası Tiflis doğumlu bir Ermeni) ve Rusya ile Azerbaycan arasında olumlu gelişmelerin yaşanmasına engel olduğunu söyledi. Uçak düşürüldüğünde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Bağımsız Devletler Topluluğu Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi’ne katılmak üzere Rusya’nın St. Petersburg kentine gitmek üzereydi. Uçak düşürülünce bu ziyaretini iptal etti. Nejat Bey’in iddiasına göre bu görüşmede Azerbaycan lehine önemli kararlar alınacaktı fakat bu uçak kazası ile bu engellendi. Tabii ki bu söylemler, yoğun heyecanla dile getirilen aslı ispatlanmamış iddialar. Nejat Bey bu konuları konuştuğumuz tek kişi değil. Şunu kabul etmek gerekir ki, Azerbaycan toplumu gündemden kopuk yaşamıyor, tam aksine gündemin fazlasıyla içinde.
    • 20 Yanvar’da SSCB zamanında yapılan binaları incelemeye gittiğimizde bize semt hakkında bilgi vermesi için manava uğradık. Manavı işleten Vasif Bey, Karabağ Savaşı gazisi imiş. Hal böyle olunca 20 Yanvar’daki evlerden çok kendi hayat hikayesi hakkında konuştuk. Kendisi askeri eğitim almak için birkaç defa uzun süreliğine Türkiye’de, Ankara ve İstanbul’da bulunmuş. Günümüzde Bakü’nün kuzeyinde bulunan Sumgayıt şehrinde yaşıyor ve her gün Bakü’ye git-gel yapıyor. Kendisi 1988’de başlayan Azerbaycan-Ermenistan çatışmaları sırasında Ermenistan’da yaşayan bir Azerbaycan Türkü ailesinin çocuğu. Bu dönemde ailesi göçe zorlanmış ve Sumgayıt’a yerleşmişler. Gazi olduğu savaşı konuşurken gözleri doldu, ama inancı büyük. Bir gün Nahçıvan ile Azerbaycan’ın birbirine bağlanacağını ve Türkiye’den Azerbaycana’a kesintisiz bir hat olacağını söylüyor. “Türklerden korkuyorlar, bizi ayrı tutmak için ellerinden geleni yapacaklar ama göreceksin bir gün Zengezur’u da alacağız” diyor Vasif Bey.
    • Azerbaycan’daki Trenyolu Müzesi’ni Nermin Hanım’ın rehberliğinde gezdik. Petrol hem geçmişte hem de günümüzde Azerbaycan’ın ekonomisi için çok önemli bir yere sahip. Azerbaycan dilinde petrol “neft” demek ve bu kelimeyi çok yerde görüyorsunuz. Bakü’nün ana bulvarlarından olan Neftçiler Prospekti ve Neftçiler Metro İstasyonu gibi. Bakü’de bulunan Neftçiler Okulu, sadece petrol endüstrisine eleman yetiştiriyor. Azerbaycan’ın demiryolu tarihi de petrol ile birbirine göbekten bağlı. SSCB’nin petrol ihtiyacının büyük bir kısmını Azerbaycan karşılıyor. SSCB coğrafyasında Büyük Vatanseverlik Savaşı olarak bilinen 2. Cihan Harbi sırasında SSCB’nin petrolü Azerbaycan’dan çıkarılıp tren ile Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki Poti şehrine getirilmiş, buradan da SSCB’nin diğer noktalarına taşınmıştır. Azerbaycan halkı bu yüzden Büyük Vatanseverlik Savaşı zaferinde büyük katkılarının olduğuna inanıyor ve bununla övünüyorlar.
    • Azerbaycan Edebiyat Müzesini gezerken de bize yine çok yetkili bir hanımefendi rehberlik yaptı. Yaklaşık 3 saat boyunca bize müzeyi detaylı bir şekilde gezdirdi. Müzeyi gezerken bolca da konuştuk ve kaynaştık haliyle. Kendisi SSCB zamanında doğmuş, büyümüş ve eğitimini tamamlamış. Edebiyat ve tarih konusunda çok donanımlı. Zaten kendisi de SSCB zamanında eğitimin çok iyi verildiğini, edebiyat eğitimi alırken sadece SSCB coğrafyasına dair değil tüm dünya edebiyatı ve tarihine dair yoğun bir eğitimden geçtiklerini söylüyor. “Gencevi’yi ezbere bildiğim gibi Osmanlı hükümdarı Kanuni’yi de ezbere bilirim” diyor kendisi. SSCB’ye dair iyi anıları olduğu gibi kötü anıları da var. Gezmek için çok imkanı olmadığını söyledi mesela. Azerbaycan’ı gezerken çok yerde Kiril alfabesi ile yazılmış büstler, tabelalar gördük. Kitapçılardaki kitapların çok büyük bir kısmı Rus dilinde. Şehirde de çok sayıda kişi Rusça konuşuyor. Bunu kendisine sorduk, ülkede zorunlu dil eğitiminin ne olduğunu, neden insanların bu kadar çok Rusça konuştuğunu. Hem Rusça hem de Azerbaycan dilinde eğitim veren okullar olduğunu söyledi. Hayıflanarak da insanların çocuklarını daha çok Rusça eğitim veren okullara yönlendirdiğini söyledi.

    🚕 Ulaşım

    Taksi uygulaması olan Bolt burada da çok yaygın. Havalimanı gidiş ve dönüşte Bolt ile ulaşım sağladık. İkisinde de 25 km mesafe için yaklaşık 10 Manat ücret ödedik. Şehir içerisinde metro kullandık, metro tek biniş 0.5 Manat idi. Onun dışında çok yere yürüyerek ulaştık.